öleceğini hisettiğin an ölmüşsündür zaten
yürüyüp oradan oraya gitsen de
her gittiğin yerde farklı insanlara dokunup
onların verdiği tepkilere göre farklı istatistiklerde bulunsan da
ölmüşsündür artık
onlar seni kandırır
-aa sen mi geldin hiç farketmedim
--çok değişmissin bu sen olmazsın
---özledim seni ,seni çok seviyorum
----yavrum baban çok rahatsız
-----ulan hayrola bu saatte
------rüzgar turizm de olmasa...
vs vs vs
gibi teselli dolu cümlelerle ecelinin çok uzakta olduğuna inandırmaya çabalarlar seni
halbuki değildir
zira hemen öncesinde hissetmişsindir onu
-hissedilen uzakta olur mu hiç-
(olmaz mı hiç)
olmaz yavrucuğum
elbette olmaz
yaratılışın özü ruhtur
ve ruh dokunmaz hisseder sadece
dokunan bedendir.ruh bedeni terkedince ceset adını koyarlar ona
binevi bok gibi birşey olur. boku da gömerler -dışarda halledince işini (insan olanlar tabi)-
cesedide kokmasın diye
bedenin evreleri vardır
farklılaşır
ama ruh sabittir
hep aynı -kapkara bir sevda gibi (hahahaa)-
hülasa
hissetmenin atasıdır aslında ruh ama işin kolayı işte dokunmak.
beden olmasaydı canlılar dokunmadan hissetmeyi ne kadar zamanda öğrenirlerdi acaba
ruhlarımızla sevgiliye sarılıp
çok ileride ruhlarımızla çiftleşebilirmiydik
yahut bu olay insanlara prezervatif kullandırabilecek kadar zevkli olurmuydu
solgun mu olurduk acaba o klasik ruh tasvirinde olduğu gibi
araba çarparmıydı bize
arabalar olurmuydu daha öncesinde tabiki
o boyutun da bir metafiziği olur muydu acaba
biz şuan ki metafiziğin ta kendisi olmuşken
fazla derin
ve bende iyi bir yüzücü değilim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder